Bunlar sevgili İlhan Selçuk'un yıllar önce Ege Üniversitesi'nde bir söyleşide söylediği
sözler idi. Şimdi "Humanoid" değil, "Android ve Droid" dönemi başladı. Belki de bilim kurgu filmlerinde
gösterildiği gibi korkunç bir son bekliyor bizi; belki de yapay zekâ, beklediğimiz eşitliği
sunacak bize...
Yine iki ideoloji kapışıyor arenada: birisi kapitalist işi yapay zekâlar, diğeri ise açık
kaynak kodlar. Bilinen bir gerçek var ki, bilim tüm insanlığın omuzlarında yükselmiştir.
Fakat bundan sonra bu da değişecek gibi... Yumurta mı tavuktan, yoksa tavuk mu yumurtadan?
Biz horoz misali koyup tartışmaya noktayı, asıl işimize dönelim.
Nereye gidiyoruz? Ateşin icadından beri hayatımızı bu denli dönüştüren bir icat daha yoktu.
Şimdi ise icadımız bizi gözlüyor.
Fakat şunu çok iyi biliyorum ki, yepyeni bir eşitlik anlayışı çıkıyor ortaya. Dijital
eşitlikle kalmayacak üstelik; gündelik hayata da işleyecek. Eskiden kaybolup giden zekâlar,
yitip giden yetenekler, acımasız filtrelerden geçerek parlayan yıldızlar — şimdi filtrelere
gerek kalmadan yalım gibi ışıldayacak.
Muhsin Bey'in mücadele ettiği "kaset" için gerekli stüdyo şimdi avuç içine sığan
bilgisayarlarda! Bacasız Amerikan sanayisi çatırdıyor. Minicik bilgisayarlar Amerikan
Sineması'na kafa tutacak kadar güçlü görüntüler üretiyor. Üstelik gümbür gümbür bir
paylaşım modeli yayılıyor; Google bile GitHub gibi açık kaynak ve paylaştıkça güçlenen
platformlara yöneliyor.
Şimdi üreten, düşünen, yaratan zekâ — ilk defa parasızlığa yenilmeyecek. Bu pencereden
bakıldığında ürkütücü bilim kurgu filmlerinin değil, bilimsel düşüncenin temiz, aydın,
eşitlikçi geleceğini görüyoruz.
Kul Audio da bu bakışla ortaya çıktı ve yürüyecek. Eleştirilecek, linç edilmeye
çalışılacak, yok edilmek istenecek. Ancak bilimin engellenemez ateşi gibi o da yıkıp
bentleri devam edecek yoluna.
Tüm bilim sevdalılarına sevgi, saygı ve nezaketle...
— Kul Audio